Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
<center> Bu Yazımızı Basından Seçtik ÇATALZEYTİN MEKTUBU GAZETESİ: </center><center><font color=’blue’> ABANA GENÇLERBİRLİĞİ VE FAHRİ YAZGAN </font></center>
KASTAMONU, TURİZMDEN BİZİ DIŞLADI!
İNEBOLU ADI

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

NAZIM HİKMET VE İNEBOLU

Salim Yılmaz
11.01.2017 / 00:00


Salim YILMAZ                                   



Nazım Hikmet, 1921’in ilk günü İstanbul-Sirkeci’den kalkan “Yeni Dünya” vapuruyla, Ankara’da “kurtuluş hareketi”ne katılmak üzere İnebolu’ya gelir. Yanında “hececi Şair”ler Yusuf Ziya (Ortaç), Faruk Nafiz (Çamlıbel) ve Vâlâ Nurettin de vardır (ilk 2’sine, İnebolu’da “Ankara vizesi” çıkmaz).

Nazım İnebolu’da ilk kez Anadolu insanını görür:

İnebolu gördüğüm ilk Anadolu kasabası. Anadolu köylü kadınını da ilk kez burada gördüm. Pazar yerinde gördüm onu. Sırtındaki odun yükünü indirmeden çömelmişti duvarın dibine. Kabuğundan çıkmış kocaman iki kaplumbağaya benzeyen ayaklarını gördüm. Ellerini gördüm: odun yükünün urganını tutan mübarek elleri baltanın sapındaymışlar gibi öfkeli, beşik sallıyormuş gibi sabırlı ve şefkatliydiler.”

İnebolu, Ankara için bir geçittir. Ankara’dan “izin” beklenir. Nazım, İki haftadan çok kaldığı İnebolu’da birçok kişiyle karşılaşır. Kendilerini “Spartakistler” olarak tanıtan, Almanya’da öğrenim görmüş kişilerden çok etkilenir. İlk “sosyalist” düşüncelerin tohumları İnebolu’da atılır. Nazım İnebolu’da, “şoven milliyetçilik”ten “komünistlik”e geçiş dönemini yaşar.

İnebolu’dan Ankara’ya yürüyerek giderler.

Nazım Hikmet beni çok etkiledi. Tüm yapıtlarını okudum, kendi sesinden birçok şiirini dinledim.

Zaman zaman Nazım Hikmet’in mezarının Türkiye’ye getrilmesi gündeme geliyor. İnebolu da Nazım Hikmet’e sahip çıkmalıdır.

NAZIM’DAN İNEBOLU ŞİİRİ:

İki arkadaş tuttuk dağlara giden yolu,

Öyle yükselmişiz ki, sahilde İnebolu.

İnce sokaklarıyla ufaldıkça ufaldı,

Minareler bir çizgi, camiler nokta kaldı.

Evleri birbirine giren şehrin içinde,

Ufuklar genişledi önümüzde gitgide.

Denizi kucaklayan iki açık kol oldu,

Rüzgâr esti, denizin suları yol yol oldu.

Serilmişti yerlere yığınla kuru yaprak,

Yaprakların üstünde sendeleyip kayarak,

Dağın son kayasının dibine varabildik,

Bu tepede bu kaya mağrur bir baş gibi dik!

Çıkıp onun üstünden bakabilirsek eğer,

Çocukken masallarda dinlediğimiz bir yer.

Güzel İç Anadolu görünecekti bize,

Bunu nakşetmek için bir anda beynimize.

Son adımı atmadan gözümüzü kapadık,

Gözümüzü açınca karşımızdaydı artık.

Sisli vadileriyle rüyalı Anadolu,

Görüyorduk uzaktan dereye inen yolu.

Sağ yanında bir çayır, solda çam ağaçları,

O kadar yakındı ki dağların yamaçları.

Dereye düşen bahar bir daha çıkamamış,

Bu ne güzel memleket! Yüksek dağlarında kış.

Dereasinde ilkbahar, yollarında sonbahar,

Altın güneşinde de yazın sıcaklığı var.



 





Etiketler:
Bu 4522
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR