Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
RAMİZ  BEY (Yeniden Düzenlendi)
BİZİM AİLE
<center> Salim YILMAZ: </center><center><font color=’blue’> ABONOU TEİKHOS, ABANA DEĞİL, İNEBOLU’DUR </font></center>

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

EGE VE AKDENİZ TURUNDAN ESİNTİLER

Salim Yılmaz
Salim YILMAZ
16.05.2015 / 00:00


7 Nisanda Celestyal Girises adlı Yunan transatlantiğiyle Egeye açıldık ve akşam üzeri Patnos Adasına çıktık.

8 Nisan sabah saatlerinde Rodos Adasındaydık. Kanuni Sultan Camisini dışardan gezdik. Caminin çevresi demir parmaklıklıydı. Rodosta 5.000e yakın Türk yaşıyor.

Liman kıyılarındaki dünyanın yedi harikasından biri olan feneri (Rodos Feneri) ve çevresindeki yeldeğirmenlerini dolaştık.

Giritte, Hereklion Limanındayız. Rehberlerimiz Aytunç ve Yorgo Yunanca, İngilizce ve Türkçe konuşuyorlar.

Giriti 1699da Osmanlılar almış. Osmanlı taş evlerine girdik. Her evin bahçesinde limon, portakal ve zeytin ağaçları var. Yazları turizmle uğraşıyorlar. Kışın zeytincilik.

Knossos Yıkıntılarını göremedik. Şiliman, Turuva ve Giritin Knnossosunda kazılar yapmışlar. Sitironas Köyünde iki erkek-iki kızdan folklor gösterisi izledik. Ahşap masalarda peynir ve zeytinle şaraplarımızı yudumladık. Armağanlık olarak beyaz ve kırmızı Ouzo Şarabı aldık.

Giritten ayrılırken deniz alabildiğine dalgalıydı. Santorini Adasını bu yüzden transit geçtik.

Sabahın 8inde Atinaya inerek otobüslere doluştuk.

Sokaklarda kimse yok. Alışveriş merkezleri ve kahveler boş. Kiliselerdeki âyinler dışardan duyuluyor. Sağımızda Olimpiyat Tiyatrosu. Solumuzda Akropolis Tepesi görülüyor.

Parlamento yapısı da ilginç. Girişe yakın yerde, üstü siyah, altı jipcikli giysileri ve potine benzeyen ayakkabılarıyla iki janoma ve üç ak giysili görevliler nöbet değişimi yapıyor.

Akropolis Tepesini dolaştık. Sütunlu Parthenon yapısını, arkeoloji kalıntıları seyrettik. Camdan yapılı Akropolis Müzesi kapalı.

Turizm alanları pırıl pırıl.

Bugün 10 Nisan. Atinadan Pireye geçtik. Pire’yle Atina birleşmiş gibi. Deniz çok dalgalı. Beşik gibi sallanıyoruz. Geminin boyu 200 m’nin üzerinde. Biz ikinci katta, 2084 no’lu "kamara"dayız.

Gemide binden çok Ispanyol öğrenci var. 17 de Türk var. Duyurular Yunanca, Ispanyolca, İngilizce ve Türkçe yapılıyor. Gemide çalışan çok sayıda Türk ve Filipinli var. Yunan yemekleri bizimkilere benziyor.

Ben çok sayıda tura katıldım. Amerikaya iki kez gittim. 1984 ve 1986.

Newyorkta Metropolitan Arkeoloji Müzesini, Göçmenler Adasını ve Özgürlük Anıtını, Washingtonda da Ulusal Park (National Park) çevresindeki müzeleri: Dinazorlar Müzesi, Parlamento yapısı ve Beyazsaray.

Londrada (İngiltere) Britanya Arkeoloji Müzesi’ni, Pariste (Fransa) Loure Müzesi’ni, Berlinde (Almanya) Pergamon Müzesi’ni (Bergama), Barselonada (Ispanya) Pigasso Müzesi’ni gezdim.

Beni Ege büyüledi. Egede Yunanistan’ın 178inde yaşam bulunan 2.084 adası varmış.

Kardeşim Ahmetle de Kuzey Akdeniz kıyıları gezmiştik: Trieste, Venedik, Cenova, Monte Carlo, Nis, Marsilya, Lille...

Yaşlılığımız iyi geçiyor. Şu anda İzmir-Karşıyakada, Mavişehirde kalıyoruz. İki torunumla zaman geçiriyorum.

Haziranda Abanada olacağız.

Ağabeyimin götürmesiyle, Avrupada 49 yıl kaldık. Hollanda yurttaşıyız da. Emeklilik eurolarımız her ay Türkiyeye geliyor.

Yeni turizm gezilerinde buluşmak üzere.

                           Salim Yılmaz

Etiketler:
Bu 1760
Yazarın Diğer Yazıları